Sarıdaştan aşağı,
İner iner ağlarım.
Buğdaylarda başağı,
Okşar okşar ağlarım.
Yılların öncesine,
Karanlık gecesine,
Sevginin hecesine,
Döner döner ağlarım.
Varsın deli desinler,
Keyfime değmesinler,
Varsınlar sevmesinler,
Seve seve ağlarım.
Sevda yelkeni açtım,
Kötülerden hep kaçtım,
İNCE deryaya ulaştım,
Dala dala ağlarım.
şiir oku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir oku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Şubat 2009 Cumartesi
SESLENİŞ
Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız,
sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı.
Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini
yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.
Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.
Vurulduk ey halkım, unutma bizi...
Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler
takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez.
İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren
birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik,
doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız,
arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı.
Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi
verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir
şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında,
yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin
acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük
yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla.
Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi,
taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven
gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar
erkekliklerinden.
Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...
Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti.
Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin
elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin
ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş
kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı
gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlık
sustu.
Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi
dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla
kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik
kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşımızdaki kızlarımızı
öksüz bırakmazdık. Önce, kolumuzu, omuz başından
keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak
fırlattık attık önlerine. Sonra da, otuz iki yaşında
bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Giresun’daki yoksul köylüler, sizin için öldük.
Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Dogu’daki
topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki,
Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da,
paramparça elleriyle ak pamuk toplayan işçiler, sizin
için öldük.
Vurulduk, asildik, öldürüldük ey halkim, unutma
bizi...
Bagimsizlik, Mustafa Kemal’den armağandı bize.
Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen
ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara.
Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli
emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek
istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın, dedik, sokak
ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım,
unutma bizi...
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi
savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil
dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş
Savaşı’nda emperyalizme karşi dalgalandirdigimiz
bayragimizi daha da dik tutabilmekti bütün çabamiz.
Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak
istemediler.
Vurulduk ey halkim, unutma bizi...
Henüz çocuklugumuzu bile yaşamamiştik. Bir kadin eline
degmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile
almamiştik daha. Bir gece sabaha karşi, pranga
vurulmuş ellerimiz ve ayaklarimizla çikarildik idam
sehpalarina. Herkes taniktir ki korkmadik. Içimiz
titremedi hiç. Mezar topragi gibi taptaze, mezar taşi
gibi dimdik boynumuzu uzattik yagli kementlere.
Asildik ey halkim, unutma bizi...
Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasinda
vuranlar, agabeyimiz, babamiz yaşlarindaydilar. Ya bu
düzenin kirli çarklarina ortak olmuşlardi ya da
susmuşlardi bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün
bile, karşisindakilere bagirmamiş insanlarin gözleri
önünde, öldürüldük. Hukuk adina, özgürlük adina,
demokrasi adina, Bati uygarligi adina, bizleri, bir
şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldük ey halkim, unutma bizi...
Bir gün mezarlarimizda güller açacak ey halkim, unutma bizi...
Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarinda yankilanacak ey
halkim, unutma bizi.
Özgürlüge adanmiş bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep
birlikteyiz ey halkim, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi...
sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı.
Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini
yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.
Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.
Vurulduk ey halkım, unutma bizi...
Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler
takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez.
İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren
birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik,
doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız,
arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı.
Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi
verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir
şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında,
yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin
acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük
yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla.
Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi,
taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven
gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar
erkekliklerinden.
Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...
Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti.
Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin
elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin
ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş
kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı
gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlık
sustu.
Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi
dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla
kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik
kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşımızdaki kızlarımızı
öksüz bırakmazdık. Önce, kolumuzu, omuz başından
keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak
fırlattık attık önlerine. Sonra da, otuz iki yaşında
bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Giresun’daki yoksul köylüler, sizin için öldük.
Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Dogu’daki
topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki,
Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da,
paramparça elleriyle ak pamuk toplayan işçiler, sizin
için öldük.
Vurulduk, asildik, öldürüldük ey halkim, unutma
bizi...
Bagimsizlik, Mustafa Kemal’den armağandı bize.
Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen
ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara.
Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli
emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek
istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın, dedik, sokak
ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım,
unutma bizi...
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi
savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil
dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş
Savaşı’nda emperyalizme karşi dalgalandirdigimiz
bayragimizi daha da dik tutabilmekti bütün çabamiz.
Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak
istemediler.
Vurulduk ey halkim, unutma bizi...
Henüz çocuklugumuzu bile yaşamamiştik. Bir kadin eline
degmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile
almamiştik daha. Bir gece sabaha karşi, pranga
vurulmuş ellerimiz ve ayaklarimizla çikarildik idam
sehpalarina. Herkes taniktir ki korkmadik. Içimiz
titremedi hiç. Mezar topragi gibi taptaze, mezar taşi
gibi dimdik boynumuzu uzattik yagli kementlere.
Asildik ey halkim, unutma bizi...
Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasinda
vuranlar, agabeyimiz, babamiz yaşlarindaydilar. Ya bu
düzenin kirli çarklarina ortak olmuşlardi ya da
susmuşlardi bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün
bile, karşisindakilere bagirmamiş insanlarin gözleri
önünde, öldürüldük. Hukuk adina, özgürlük adina,
demokrasi adina, Bati uygarligi adina, bizleri, bir
şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldük ey halkim, unutma bizi...
Bir gün mezarlarimizda güller açacak ey halkim, unutma bizi...
Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarinda yankilanacak ey
halkim, unutma bizi.
Özgürlüge adanmiş bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep
birlikteyiz ey halkim, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi...
Etiketler:
en güzel şiirler,
sesleniş şiirleri,
şiir,
şiir oku,
şiir sitesi,
şiirler,
ugur mumcu şiirleri
acı gerçekler
katlanır üstüne yalnızlık
denizlerin biricik çocuğumun
hüzün sahibi
ölümün asit serpintisiyle
saçlarında çırılçıplak acı
ıpıslak hissedilen
bütün yorgunluğuna rağmen
ılık melodiler sıkışır gözlerine
yine sabah
denizlerin biricik çocuğumun
hüzün sahibi
ölümün asit serpintisiyle
saçlarında çırılçıplak acı
ıpıslak hissedilen
bütün yorgunluğuna rağmen
ılık melodiler sıkışır gözlerine
yine sabah
Etiketler:
acı şiirleri,
en güzel şiirler,
ne guzel şiirler,
şiir oku,
şiir sitesi
yandı
YANDI
o namlı sözlerine bu can nasılda kandı,
Sahrada suya yandı, yandığı ahu sandı,
Benimdir zannederdim o! akşamdan sabahım,
Çöl sıcağında inancım, tüm sabrımda yandı.
Onsuzken gölgemdi, eksenimde tek fırdöndü,
İçimde büyüttüğüm o! bir nemruttu söndü,
Kalbimde nam saldıda, yücelerek ayyuka,
Soğudu ruhumda alev, bir buzula döndü.
Bir ordunun yenilgisiydi, tarihte kalan,
Bir de her buluşun vasfını ilk kimse bulan,
Benimdir zannederdim o! aslen bozulmamış,
Aslından yığınca sahte yandı, küldü kalan.
Vasfını hiç bulmadı aşk, ne uykusuzluğum,
Uğrunda yandı her şey, arttıkça susuzluğum,
Tükendi söndü aşk onda, hep benimle yandı,
Kalbimi mesken tuttu aşk hep öylede kaldı,
Ondandır halim bezgin, ömrümden pek eksiliş,
Hana değmez gelişe muğlakken ebet gidiş,
Nerde dağı taşı delen Ferhata Aslı eş,
Sevenlerde yandı, kalpte bitti her çırpınış,
Nasıl ki, koca ormana bir kibrit yok oluş,
Öpse hoş alnımı secde, vaktiyle saf tutuş,
Aşksa mümbit, hasretten yana tam yol ileri,
İhmalden doğan yangın aşk, gerisi kahroluş...
o namlı sözlerine bu can nasılda kandı,
Sahrada suya yandı, yandığı ahu sandı,
Benimdir zannederdim o! akşamdan sabahım,
Çöl sıcağında inancım, tüm sabrımda yandı.
Onsuzken gölgemdi, eksenimde tek fırdöndü,
İçimde büyüttüğüm o! bir nemruttu söndü,
Kalbimde nam saldıda, yücelerek ayyuka,
Soğudu ruhumda alev, bir buzula döndü.
Bir ordunun yenilgisiydi, tarihte kalan,
Bir de her buluşun vasfını ilk kimse bulan,
Benimdir zannederdim o! aslen bozulmamış,
Aslından yığınca sahte yandı, küldü kalan.
Vasfını hiç bulmadı aşk, ne uykusuzluğum,
Uğrunda yandı her şey, arttıkça susuzluğum,
Tükendi söndü aşk onda, hep benimle yandı,
Kalbimi mesken tuttu aşk hep öylede kaldı,
Ondandır halim bezgin, ömrümden pek eksiliş,
Hana değmez gelişe muğlakken ebet gidiş,
Nerde dağı taşı delen Ferhata Aslı eş,
Sevenlerde yandı, kalpte bitti her çırpınış,
Nasıl ki, koca ormana bir kibrit yok oluş,
Öpse hoş alnımı secde, vaktiyle saf tutuş,
Aşksa mümbit, hasretten yana tam yol ileri,
İhmalden doğan yangın aşk, gerisi kahroluş...
Etiketler:
en güzel şiirler,
şiir,
şiir oku,
şiir siteleri,
şiirler,
yandı şiirleri
yaşamın değeri
YAŞAMIN DEGERİ (agıt)
Hayat çok kısadır
O güzel yaşantıların
Yüregimizde saklı
Kalan hatıraların
Degerini bilelim
Onca güzel sevgiler
Gönüllerde saklıdır
Sevdiklerimizin
Sevenlerimizin
Degerini bilelim
Kalplerimiz saf ve temiz
Yaşama baglı olsada
Yaşadıgımız güzel günlerin
Gönül rahatlıgıyla
Degerini bilelim
Hayat çok kısadır
O güzel yaşantıların
Yüregimizde saklı
Kalan hatıraların
Degerini bilelim
Onca güzel sevgiler
Gönüllerde saklıdır
Sevdiklerimizin
Sevenlerimizin
Degerini bilelim
Kalplerimiz saf ve temiz
Yaşama baglı olsada
Yaşadıgımız güzel günlerin
Gönül rahatlıgıyla
Degerini bilelim
Etiketler:
deger şiirleri,
şiir,
şiir oku,
şiir sitesi,
yaşam şiirleri,
yaşamın degeri şiirleri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)