Gelme yanıma güzel canın yanacak
İstemesemde seni üzebiliirim
Bir aşk yaşasakta biz yarım kalacak
Sakın aglama güzel cayabilirim
Ben sana imkansızım sense bana yasaklı
Kader bana oynadıgın bu oyun niye
Bukez yedigim kursun daha derin cok farklı
Bırak inadı güzel dön sen geriye
Sadakat'a söz verdim ben nikah masasında
Ettigim yeminden nasıl dönebilirim
Sevmek günah degil belki ilah katında
Bir başka kalp aglarken nasıl gülebilirim
en güzel şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
en güzel şiirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Nisan 2009 Cumartesi
Bir mum yak
Bir mum yak
Bu gece benim için
İlk gece yaktığın beyaz mum gibi...
Ve seyret onu
Benim gözlerimle.
İşte şimdi, şu an
Senin için
Öyle yanıyorum için için...
Ve bir kağıt kalem al
Adımı yaz adının yanına
Bir muska bir tılsım gibi
Ayrılmamak,unutmamak adına.
Ve sevdiğim bil ki,
Adını bir dua gibi dilimde taşıyorum
Aşkı adının harfleriyle yeniden yazıyorum!.
Bu gece benim için
İlk gece yaktığın beyaz mum gibi...
Ve seyret onu
Benim gözlerimle.
İşte şimdi, şu an
Senin için
Öyle yanıyorum için için...
Ve bir kağıt kalem al
Adımı yaz adının yanına
Bir muska bir tılsım gibi
Ayrılmamak,unutmamak adına.
Ve sevdiğim bil ki,
Adını bir dua gibi dilimde taşıyorum
Aşkı adının harfleriyle yeniden yazıyorum!.
Etiketler:
bir mum yak şiirleri,
en güzel şiirler,
şiir,
şiirler
14 Şubat 2009 Cumartesi
SESLENİŞ
Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız,
sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı.
Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini
yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.
Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.
Vurulduk ey halkım, unutma bizi...
Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler
takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez.
İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren
birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik,
doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız,
arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı.
Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi
verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir
şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında,
yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin
acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük
yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla.
Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi,
taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven
gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar
erkekliklerinden.
Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...
Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti.
Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin
elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin
ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş
kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı
gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlık
sustu.
Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi
dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla
kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik
kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşımızdaki kızlarımızı
öksüz bırakmazdık. Önce, kolumuzu, omuz başından
keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak
fırlattık attık önlerine. Sonra da, otuz iki yaşında
bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Giresun’daki yoksul köylüler, sizin için öldük.
Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Dogu’daki
topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki,
Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da,
paramparça elleriyle ak pamuk toplayan işçiler, sizin
için öldük.
Vurulduk, asildik, öldürüldük ey halkim, unutma
bizi...
Bagimsizlik, Mustafa Kemal’den armağandı bize.
Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen
ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara.
Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli
emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek
istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın, dedik, sokak
ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım,
unutma bizi...
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi
savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil
dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş
Savaşı’nda emperyalizme karşi dalgalandirdigimiz
bayragimizi daha da dik tutabilmekti bütün çabamiz.
Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak
istemediler.
Vurulduk ey halkim, unutma bizi...
Henüz çocuklugumuzu bile yaşamamiştik. Bir kadin eline
degmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile
almamiştik daha. Bir gece sabaha karşi, pranga
vurulmuş ellerimiz ve ayaklarimizla çikarildik idam
sehpalarina. Herkes taniktir ki korkmadik. Içimiz
titremedi hiç. Mezar topragi gibi taptaze, mezar taşi
gibi dimdik boynumuzu uzattik yagli kementlere.
Asildik ey halkim, unutma bizi...
Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasinda
vuranlar, agabeyimiz, babamiz yaşlarindaydilar. Ya bu
düzenin kirli çarklarina ortak olmuşlardi ya da
susmuşlardi bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün
bile, karşisindakilere bagirmamiş insanlarin gözleri
önünde, öldürüldük. Hukuk adina, özgürlük adina,
demokrasi adina, Bati uygarligi adina, bizleri, bir
şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldük ey halkim, unutma bizi...
Bir gün mezarlarimizda güller açacak ey halkim, unutma bizi...
Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarinda yankilanacak ey
halkim, unutma bizi.
Özgürlüge adanmiş bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep
birlikteyiz ey halkim, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi...
sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı.
Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini
yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.
Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.
Vurulduk ey halkım, unutma bizi...
Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler
takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez.
İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren
birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik,
doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız,
arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı.
Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi
verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir
şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında,
yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin
acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük
yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla.
Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi,
taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven
gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar
erkekliklerinden.
Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...
Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti.
Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin
elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin
ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş
kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı
gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlık
sustu.
Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi
dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla
kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik
kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşımızdaki kızlarımızı
öksüz bırakmazdık. Önce, kolumuzu, omuz başından
keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak
fırlattık attık önlerine. Sonra da, otuz iki yaşında
bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Giresun’daki yoksul köylüler, sizin için öldük.
Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Dogu’daki
topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki,
Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da,
paramparça elleriyle ak pamuk toplayan işçiler, sizin
için öldük.
Vurulduk, asildik, öldürüldük ey halkim, unutma
bizi...
Bagimsizlik, Mustafa Kemal’den armağandı bize.
Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen
ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara.
Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli
emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek
istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın, dedik, sokak
ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım,
unutma bizi...
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi
savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil
dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş
Savaşı’nda emperyalizme karşi dalgalandirdigimiz
bayragimizi daha da dik tutabilmekti bütün çabamiz.
Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak
istemediler.
Vurulduk ey halkim, unutma bizi...
Henüz çocuklugumuzu bile yaşamamiştik. Bir kadin eline
degmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile
almamiştik daha. Bir gece sabaha karşi, pranga
vurulmuş ellerimiz ve ayaklarimizla çikarildik idam
sehpalarina. Herkes taniktir ki korkmadik. Içimiz
titremedi hiç. Mezar topragi gibi taptaze, mezar taşi
gibi dimdik boynumuzu uzattik yagli kementlere.
Asildik ey halkim, unutma bizi...
Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasinda
vuranlar, agabeyimiz, babamiz yaşlarindaydilar. Ya bu
düzenin kirli çarklarina ortak olmuşlardi ya da
susmuşlardi bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün
bile, karşisindakilere bagirmamiş insanlarin gözleri
önünde, öldürüldük. Hukuk adina, özgürlük adina,
demokrasi adina, Bati uygarligi adina, bizleri, bir
şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldük ey halkim, unutma bizi...
Bir gün mezarlarimizda güller açacak ey halkim, unutma bizi...
Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarinda yankilanacak ey
halkim, unutma bizi.
Özgürlüge adanmiş bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep
birlikteyiz ey halkim, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi...
Etiketler:
en güzel şiirler,
sesleniş şiirleri,
şiir,
şiir oku,
şiir sitesi,
şiirler,
ugur mumcu şiirleri
sevgiden ötesi yalan
Ölüm değil beni korkutan! Boş bir yaşamın ardından varacağım “o” yer sıkıyor canımı. Nedir ki? Kırklı yıllar, ellili yıllar, billahi çok değil! Hele hele çizilen bu yolda bize hiç gelir. Ne beklersin yaşamdan “çorbacı?” Ne bekler yaşam senden? İkiniz de tüketirsiniz hoyratça zamanı. İşte geride kalanlar sıkar biraz canımı...
Yedi yaşında başlarsın okula, sayma ondan öncesini. Sonra, yıllar yılı gider gelirsin, kara tahtalı değirmene, berrak zamanını öğütmek için. Yirmi iki civarı alırken diplomanı, tüketivermişsindir üçte birlik zamanı...
”Diploma yetmez!” diyor topal “şarapçı”, “iyi bir işbul hele bakalım! Askerliğini de yap birde, sonra evlen bakalım...” İşte bir on yıl daha uçuveriyor ansızın. Yaş oluveriyor otuzbeş! Gerçekten yarısı mıdır yolun? Belki de yarısından da yakın. Geriye bakma sakın ey küheylan!
Kopuverir zincirleri yaşamın, bir iplik gibi ansızın; "Hele bir borçlarımızı ödeyelim, sonra daha iyi yaşarız. Şimdilik biraz sabır" diyor karım Nazife! Eee doğru da söylüyor hani... “Hele bir başımızı sokacak yuva olsun da gerisi kolay” diyor. Eee bu da doğru hani...
İşte böyle yitiyor hep on seneler, eriyen buzlar misali. Karım, çocuklarım, kooperatif başkanım, yardımcım, tek tük arkadaşlarım... Ve Tv' deki haber spikeri! Bu kadar çevremdekiler. Bunlara bakıyor yıllardır gözlerim. İşte bu yüzdendir ki, “miyopsun!” diyor doktorum. “Tak ......'ne iki numara. “
Ellinci yaşgünümü, kimse fark etmiyor bile. Ufaklığın diploma töreni var. Ne biçim alış veriş bu? Anlayamadım gitti! Yapmak istediğim bir çok şey, özlem kapısında yitti...
Hırs ile mutfağa, ne varsa atıştırmak için, sıcacık bir el tutuyor elimi “perhiz yapmalısın artık!” diyor karım Nazife. Eee foğru da söylüyor hani. Kalan on yılımın birkaç yılı hastalıkla geçiyor. Gerisi de torunların peşinde...
Eee "ulan hani yaşayacaktık!" diye bağrınıyorum. "sakin ol! tansiyonun düşecek" diyor karım Nazife. Eee doğru da söylüyor hani. Nedir yaşamın kısır döngüsü anlayamadım gitti. Elimdeki tek sermayem de bir gün gibi bitti. ”İyi yaşadık, hoş yaşadık” diyor karım Nazife. “Patronların da pek severlerdi çok da çalışırdın hani. Bak herşeyimiz var, büyüdü sayılır çocuklar da, daralacak ne derdin var? Haydi neşelen artık.” Eee doğru da söylüyor hani. Bir karı, birkaç çocuk, bir ev ve araba. İşte yaşamın bilançosu...
Hayır! Hayır! Korkuyorum ölümden! Boşa geçen bir yaşamın ardından nasıl gidilir ki “oraya”? Özgürce çizmeliydim yaşamımı zorda olsa, özgürce ulaşmalıydım sona, yalnızlıkla bile yaşansa… Kanaviçe gibi dokumalıydım, güzellikleri, gizemleri. Ter basıyor fırlıyorum yataktan. “Dönüp durma” diyor, karım Nazife, yarı uykulu. "sıkıca örtün de uyu" Eee doğru da söylüyor hani.
Tüketmek için bunca acele ettiğiniz takvim yapraklarına, onca hızla çevirdiğiniz akreplere yelkovanlara, içine gönüllü daldığıniz o insafsız rutin çarkına şöyle bir uzaktan baktığınızda ne hissediyorsunuz? "Ne kadarı benim hayatım," diye soruyor musunuz? Ne kadarını başkaları yaşamış benim yerime ya da ben başkalarının? "Aynadakinin ne kadarı benim, ne kadarı oynadıklarım?
Sevgiyi koydum kum saatinin dolu dizgin akıp giden kumlarının her bir zerresine. Çünkü bir tek sevgi var elimizde; bunca yıldan damıtılıp gelen... Yine bir tek o kalacak, yaşanacak yıllarından geriye... Bir tek sevgi olacak bunca telaştan artakalan... Ötesi yalan...
Yedi yaşında başlarsın okula, sayma ondan öncesini. Sonra, yıllar yılı gider gelirsin, kara tahtalı değirmene, berrak zamanını öğütmek için. Yirmi iki civarı alırken diplomanı, tüketivermişsindir üçte birlik zamanı...
”Diploma yetmez!” diyor topal “şarapçı”, “iyi bir işbul hele bakalım! Askerliğini de yap birde, sonra evlen bakalım...” İşte bir on yıl daha uçuveriyor ansızın. Yaş oluveriyor otuzbeş! Gerçekten yarısı mıdır yolun? Belki de yarısından da yakın. Geriye bakma sakın ey küheylan!
Kopuverir zincirleri yaşamın, bir iplik gibi ansızın; "Hele bir borçlarımızı ödeyelim, sonra daha iyi yaşarız. Şimdilik biraz sabır" diyor karım Nazife! Eee doğru da söylüyor hani... “Hele bir başımızı sokacak yuva olsun da gerisi kolay” diyor. Eee bu da doğru hani...
İşte böyle yitiyor hep on seneler, eriyen buzlar misali. Karım, çocuklarım, kooperatif başkanım, yardımcım, tek tük arkadaşlarım... Ve Tv' deki haber spikeri! Bu kadar çevremdekiler. Bunlara bakıyor yıllardır gözlerim. İşte bu yüzdendir ki, “miyopsun!” diyor doktorum. “Tak ......'ne iki numara. “
Ellinci yaşgünümü, kimse fark etmiyor bile. Ufaklığın diploma töreni var. Ne biçim alış veriş bu? Anlayamadım gitti! Yapmak istediğim bir çok şey, özlem kapısında yitti...
Hırs ile mutfağa, ne varsa atıştırmak için, sıcacık bir el tutuyor elimi “perhiz yapmalısın artık!” diyor karım Nazife. Eee foğru da söylüyor hani. Kalan on yılımın birkaç yılı hastalıkla geçiyor. Gerisi de torunların peşinde...
Eee "ulan hani yaşayacaktık!" diye bağrınıyorum. "sakin ol! tansiyonun düşecek" diyor karım Nazife. Eee doğru da söylüyor hani. Nedir yaşamın kısır döngüsü anlayamadım gitti. Elimdeki tek sermayem de bir gün gibi bitti. ”İyi yaşadık, hoş yaşadık” diyor karım Nazife. “Patronların da pek severlerdi çok da çalışırdın hani. Bak herşeyimiz var, büyüdü sayılır çocuklar da, daralacak ne derdin var? Haydi neşelen artık.” Eee doğru da söylüyor hani. Bir karı, birkaç çocuk, bir ev ve araba. İşte yaşamın bilançosu...
Hayır! Hayır! Korkuyorum ölümden! Boşa geçen bir yaşamın ardından nasıl gidilir ki “oraya”? Özgürce çizmeliydim yaşamımı zorda olsa, özgürce ulaşmalıydım sona, yalnızlıkla bile yaşansa… Kanaviçe gibi dokumalıydım, güzellikleri, gizemleri. Ter basıyor fırlıyorum yataktan. “Dönüp durma” diyor, karım Nazife, yarı uykulu. "sıkıca örtün de uyu" Eee doğru da söylüyor hani.
Tüketmek için bunca acele ettiğiniz takvim yapraklarına, onca hızla çevirdiğiniz akreplere yelkovanlara, içine gönüllü daldığıniz o insafsız rutin çarkına şöyle bir uzaktan baktığınızda ne hissediyorsunuz? "Ne kadarı benim hayatım," diye soruyor musunuz? Ne kadarını başkaları yaşamış benim yerime ya da ben başkalarının? "Aynadakinin ne kadarı benim, ne kadarı oynadıklarım?
Sevgiyi koydum kum saatinin dolu dizgin akıp giden kumlarının her bir zerresine. Çünkü bir tek sevgi var elimizde; bunca yıldan damıtılıp gelen... Yine bir tek o kalacak, yaşanacak yıllarından geriye... Bir tek sevgi olacak bunca telaştan artakalan... Ötesi yalan...
Etiketler:
anlamlı şiirler,
en güzel şiirler,
hasret şiirleri,
sevgi şiirleri,
şiir,
şiirler
bir gün seni sevdigimi anlarsın
Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
Zaman bir çiçek gibi büyür kabrimde kendiliğinden
Bir gün seni sevdiğimi anlarsın
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
Zaman bir çiçek gibi büyür kabrimde kendiliğinden
Bir gün seni sevdiğimi anlarsın
Etiketler:
en güzel şiirler,
hasret şiirleri,
ilginç şiirler,
özlem şiirleri,
sevgi şiirleri
acıya kurşun işlemez
Sabrın çalkalanıp taştığı sulardadır
Çığlıklarla parçalanmış uykularda
Buruşturulup atılmış aşklarda
Ve çalınmış mutluluklardadır
Ses ile yürek
Büyük rüzgarların o yanık şarkısı
Hala yükselir içimizden, dağılır
Coşkunun doruklarında sürer yankısı
İlk kurban adanırken bir nehire
Korkunun ilk nisanında başlamıştır
Gözyaşının ilk damlasından kalma
Yaslı baharlarla gelmiştir bugüne
Kanla yazılan yasalarla
Açlığın otağ kurduğu sabahlarla
Ve sonuçsuz kalan ahlarla gelmiştir
Acıya kurşun işlemez artık
Ölüm bile bu acıyı cellat bilmiştir
Yok bundan böyle ter yarası
Zincir tutsaklığı ve sabır
Kırbaç yalvartması sessizliğin
Can pazarı ve kahır yok
Herşey yaşanan şu gün gibi gerçek
Adımız halk olduğu günden beri
Bir direnç olmuştur bizde sevinçler
Şimdi acının her kuraklığında
Onlar
Yüreğimizin ovalarına çiselenirler
Boşuna değil bu ölürcesine sevmek
Ve ölürken bile yürümek
Boşuna değil
Hep yatağı olduk tarihin ırmağının
Yenilgilerle durulmanın
Zaferlerle köpürüp kabarmanın
Ama hiç bir zaman
Anası olamadık geçmişi doğurmanın
Yıldızlar ve sular tanıktır
Aç ve kavruk bir memeden
Direnmeyi yudum yudum emen
Bir çocuk gibi öğrendik
Ve direndik
Ordular kurduk türkü renklerinden
Bütün ağıtları bir hücumda yendik
Acıya kurşun işlemez artık
Biz yaşamayı zulümsüz sevdik
Çığlıklarla parçalanmış uykularda
Buruşturulup atılmış aşklarda
Ve çalınmış mutluluklardadır
Ses ile yürek
Büyük rüzgarların o yanık şarkısı
Hala yükselir içimizden, dağılır
Coşkunun doruklarında sürer yankısı
İlk kurban adanırken bir nehire
Korkunun ilk nisanında başlamıştır
Gözyaşının ilk damlasından kalma
Yaslı baharlarla gelmiştir bugüne
Kanla yazılan yasalarla
Açlığın otağ kurduğu sabahlarla
Ve sonuçsuz kalan ahlarla gelmiştir
Acıya kurşun işlemez artık
Ölüm bile bu acıyı cellat bilmiştir
Yok bundan böyle ter yarası
Zincir tutsaklığı ve sabır
Kırbaç yalvartması sessizliğin
Can pazarı ve kahır yok
Herşey yaşanan şu gün gibi gerçek
Adımız halk olduğu günden beri
Bir direnç olmuştur bizde sevinçler
Şimdi acının her kuraklığında
Onlar
Yüreğimizin ovalarına çiselenirler
Boşuna değil bu ölürcesine sevmek
Ve ölürken bile yürümek
Boşuna değil
Hep yatağı olduk tarihin ırmağının
Yenilgilerle durulmanın
Zaferlerle köpürüp kabarmanın
Ama hiç bir zaman
Anası olamadık geçmişi doğurmanın
Yıldızlar ve sular tanıktır
Aç ve kavruk bir memeden
Direnmeyi yudum yudum emen
Bir çocuk gibi öğrendik
Ve direndik
Ordular kurduk türkü renklerinden
Bütün ağıtları bir hücumda yendik
Acıya kurşun işlemez artık
Biz yaşamayı zulümsüz sevdik
Etiketler:
acı kurşun şiirleri,
anlamlı şiirler,
en güzel şiirler,
kurşun şiirleri,
şiir,
şiirler
acı gerçekler
katlanır üstüne yalnızlık
denizlerin biricik çocuğumun
hüzün sahibi
ölümün asit serpintisiyle
saçlarında çırılçıplak acı
ıpıslak hissedilen
bütün yorgunluğuna rağmen
ılık melodiler sıkışır gözlerine
yine sabah
denizlerin biricik çocuğumun
hüzün sahibi
ölümün asit serpintisiyle
saçlarında çırılçıplak acı
ıpıslak hissedilen
bütün yorgunluğuna rağmen
ılık melodiler sıkışır gözlerine
yine sabah
Etiketler:
acı şiirleri,
en güzel şiirler,
ne guzel şiirler,
şiir oku,
şiir sitesi
yandı
YANDI
o namlı sözlerine bu can nasılda kandı,
Sahrada suya yandı, yandığı ahu sandı,
Benimdir zannederdim o! akşamdan sabahım,
Çöl sıcağında inancım, tüm sabrımda yandı.
Onsuzken gölgemdi, eksenimde tek fırdöndü,
İçimde büyüttüğüm o! bir nemruttu söndü,
Kalbimde nam saldıda, yücelerek ayyuka,
Soğudu ruhumda alev, bir buzula döndü.
Bir ordunun yenilgisiydi, tarihte kalan,
Bir de her buluşun vasfını ilk kimse bulan,
Benimdir zannederdim o! aslen bozulmamış,
Aslından yığınca sahte yandı, küldü kalan.
Vasfını hiç bulmadı aşk, ne uykusuzluğum,
Uğrunda yandı her şey, arttıkça susuzluğum,
Tükendi söndü aşk onda, hep benimle yandı,
Kalbimi mesken tuttu aşk hep öylede kaldı,
Ondandır halim bezgin, ömrümden pek eksiliş,
Hana değmez gelişe muğlakken ebet gidiş,
Nerde dağı taşı delen Ferhata Aslı eş,
Sevenlerde yandı, kalpte bitti her çırpınış,
Nasıl ki, koca ormana bir kibrit yok oluş,
Öpse hoş alnımı secde, vaktiyle saf tutuş,
Aşksa mümbit, hasretten yana tam yol ileri,
İhmalden doğan yangın aşk, gerisi kahroluş...
o namlı sözlerine bu can nasılda kandı,
Sahrada suya yandı, yandığı ahu sandı,
Benimdir zannederdim o! akşamdan sabahım,
Çöl sıcağında inancım, tüm sabrımda yandı.
Onsuzken gölgemdi, eksenimde tek fırdöndü,
İçimde büyüttüğüm o! bir nemruttu söndü,
Kalbimde nam saldıda, yücelerek ayyuka,
Soğudu ruhumda alev, bir buzula döndü.
Bir ordunun yenilgisiydi, tarihte kalan,
Bir de her buluşun vasfını ilk kimse bulan,
Benimdir zannederdim o! aslen bozulmamış,
Aslından yığınca sahte yandı, küldü kalan.
Vasfını hiç bulmadı aşk, ne uykusuzluğum,
Uğrunda yandı her şey, arttıkça susuzluğum,
Tükendi söndü aşk onda, hep benimle yandı,
Kalbimi mesken tuttu aşk hep öylede kaldı,
Ondandır halim bezgin, ömrümden pek eksiliş,
Hana değmez gelişe muğlakken ebet gidiş,
Nerde dağı taşı delen Ferhata Aslı eş,
Sevenlerde yandı, kalpte bitti her çırpınış,
Nasıl ki, koca ormana bir kibrit yok oluş,
Öpse hoş alnımı secde, vaktiyle saf tutuş,
Aşksa mümbit, hasretten yana tam yol ileri,
İhmalden doğan yangın aşk, gerisi kahroluş...
Etiketler:
en güzel şiirler,
şiir,
şiir oku,
şiir siteleri,
şiirler,
yandı şiirleri
yapa yalnız
Dokunma bana ellerin uzakta kalsın
İhanetini çekemem ben be şimdi
AqLarım adi kaderime hayince şimdi
GözLerim bir qün qüLmediki
Bana qün yüzü haram haram be ,
Sevmek desen onuda qöremedimki
Kimi sevdiysem vurdu qitti
ÖLmeyi defalarca yaşadım
Sevilmeyi bir kere yaşıyamadım
Bu qözLerimden sadece yaşlar aktı
GüLmeyi tanıyamadım ki
ACımasız kaderime sadece laneti bildim
Yaşamaya yaşadıqıma şükredemedim ki
Kimsesiz qeLdim kimsesizde qidiorum
Sadece kendi kendime yaşıorum
Bir başıma sokaklarda aqLarım şimdi
Issız soquk caddelerde yapayanlızım
iZmit kandıra caddelerinde inler ayak seslerim
Herkes dinler bu asi'nin acımasız kaderini
Kimse dönüp bakmaz ki şimdi
YanLızLık vurur qene bedenimi
Soquk işlediki qene içimi
Üşüsemde yanlızım indi
Bırakın beni kendime ŞimDi.
İhanetini çekemem ben be şimdi
AqLarım adi kaderime hayince şimdi
GözLerim bir qün qüLmediki
Bana qün yüzü haram haram be ,
Sevmek desen onuda qöremedimki
Kimi sevdiysem vurdu qitti
ÖLmeyi defalarca yaşadım
Sevilmeyi bir kere yaşıyamadım
Bu qözLerimden sadece yaşlar aktı
GüLmeyi tanıyamadım ki
ACımasız kaderime sadece laneti bildim
Yaşamaya yaşadıqıma şükredemedim ki
Kimsesiz qeLdim kimsesizde qidiorum
Sadece kendi kendime yaşıorum
Bir başıma sokaklarda aqLarım şimdi
Issız soquk caddelerde yapayanlızım
iZmit kandıra caddelerinde inler ayak seslerim
Herkes dinler bu asi'nin acımasız kaderini
Kimse dönüp bakmaz ki şimdi
YanLızLık vurur qene bedenimi
Soquk işlediki qene içimi
Üşüsemde yanlızım indi
Bırakın beni kendime ŞimDi.
Etiketler:
anlamlı şiirler,
en güzel şiirler,
şiir,
şiirler,
yalnız şiir
30 ağustos
Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos
İçime bir ordu havası dolar.
Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
Bayrak imil imil, geçer ordular...
Geçer tunç adımlar demir göğüsler,
Geçer Mehmetçikler, geçer subaylar,
Hepsinin alnında zaferden süsler.
Geçer hayalimde bir bir alaylar.
Geçer toplar, geçer atlar, yağız, al,
Geçer dağlar, geçer yollar, şehirler...
Yangınlar üstünde ince bir hilal!..
Yaralılar düşe kalka geçerler.
Çılgın bir istekle bu şan akını
Afyon'dan, İzmir'e kaçlar çağıldar.
Unutmuş at gemi, kılıçlar kını,
Can canı unutmuş zafere kadar.
Ne var bu dünyada sana yakışan,
Alnında bir zafer sabahı kadar;
Sen Mehmetçik, söyle büyük kahraman,
Sana zafer kadar yakışan ne var?
Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos,
İçime bir zafer havası dolar.
Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
Bayrak imil imil, geçer ordular...
İçime bir ordu havası dolar.
Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
Bayrak imil imil, geçer ordular...
Geçer tunç adımlar demir göğüsler,
Geçer Mehmetçikler, geçer subaylar,
Hepsinin alnında zaferden süsler.
Geçer hayalimde bir bir alaylar.
Geçer toplar, geçer atlar, yağız, al,
Geçer dağlar, geçer yollar, şehirler...
Yangınlar üstünde ince bir hilal!..
Yaralılar düşe kalka geçerler.
Çılgın bir istekle bu şan akını
Afyon'dan, İzmir'e kaçlar çağıldar.
Unutmuş at gemi, kılıçlar kını,
Can canı unutmuş zafere kadar.
Ne var bu dünyada sana yakışan,
Alnında bir zafer sabahı kadar;
Sen Mehmetçik, söyle büyük kahraman,
Sana zafer kadar yakışan ne var?
Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos,
İçime bir zafer havası dolar.
Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos,
Bayrak imil imil, geçer ordular...
Etiketler:
30 ağustos şiirleri,
en güzel şiirler,
şiir,
şiirler
zalimsin sen
sana yazdığım şiirleri okudun mu
peki sana yaptığım besteleri dinledin mi
senin için ölümü göze aldığımı biliyormusun
bilemessin çünkü sen zalimsin
kaç gece uykusuz kaldığımı biliyormusun
sabahlara kadar siga içip seni düşündüğümü
içki kadehlerin seni aradığımı biliyormusun
bilemezsinki çünkü sen zalimsin
kuytu köşelerde müslüm dinleyip seni düşündüğümü
boynu bükük dolaşıp seni aradığımı
ve ya benim varlığımdan haberin var mı
haberin olmaz çünkü sen zalimsin
bıraktım artık seni aramayı
sildim kafamdan hatıralarını
söküp attım yerin den kalbimi
sen beni,m sevgime layık değilsin
çünkü sen çünkü sen zalimsinnnn
peki sana yaptığım besteleri dinledin mi
senin için ölümü göze aldığımı biliyormusun
bilemessin çünkü sen zalimsin
kaç gece uykusuz kaldığımı biliyormusun
sabahlara kadar siga içip seni düşündüğümü
içki kadehlerin seni aradığımı biliyormusun
bilemezsinki çünkü sen zalimsin
kuytu köşelerde müslüm dinleyip seni düşündüğümü
boynu bükük dolaşıp seni aradığımı
ve ya benim varlığımdan haberin var mı
haberin olmaz çünkü sen zalimsin
bıraktım artık seni aramayı
sildim kafamdan hatıralarını
söküp attım yerin den kalbimi
sen beni,m sevgime layık değilsin
çünkü sen çünkü sen zalimsinnnn
Etiketler:
acı şiirler,
acılı şiirler,
en güzel şiirler,
şiir,
şiirler,
üzücü şiirler
ben bir yangın yeriyim
Ben bir yangın yeriyim
Senden arta kalan
Korum sen, külüm sen
Zorum sen, gülüm sen
Sen yalnız dumanı gördün, tüten
Almadın ki nasibini, aşk denen ateşten
Ben bir yangın yeriyim
Yağmuru bekleyen
İlmeği boynuna kendi geçirmiş
Sana, gel, diyen
Ben bir yangın yeriyim
Bir diğer adı; senden sonrası
Hangi acı, hangi sızı
Yalın alevlerin bedene değmesi
İşte bu
İşte bu benim gibinin seni sevmesi
Ne avareyim ne deliyim
Ben
Ben, senden arta kalmış biriyim
Bir yangın yeriyim...
Senden arta kalan
Korum sen, külüm sen
Zorum sen, gülüm sen
Sen yalnız dumanı gördün, tüten
Almadın ki nasibini, aşk denen ateşten
Ben bir yangın yeriyim
Yağmuru bekleyen
İlmeği boynuna kendi geçirmiş
Sana, gel, diyen
Ben bir yangın yeriyim
Bir diğer adı; senden sonrası
Hangi acı, hangi sızı
Yalın alevlerin bedene değmesi
İşte bu
İşte bu benim gibinin seni sevmesi
Ne avareyim ne deliyim
Ben
Ben, senden arta kalmış biriyim
Bir yangın yeriyim...
Etiketler:
ben bir yangı yeriyim şiirleri,
en güzel şiirler,
şiir,
şiirler
Çaresizdik
Çaresizdik…
Yeni doğmuş bebek misali.
Çaresizdik…
Önümüze çıkacak engelleri göremedik.
Yenildik, düştük,kimi zaman sendeledik ama hiçbir zaman pes etmedik.
Bazen sevildik, bazense sevildik.
Hayallere kapıldık kimi zaman…
Bazense bir rüzgar misali sağa sola savrulduk…
Ama hiçbir zaman pes etmedik…
Bazen içimizdeki masum çocuğun sesine kulak verdik.
Bazense içimizde kanat çırpan minik kelebekler kadar özgürdük…
Bir zamanlar biz vardık…
Sen, ben, kırık bir gitar ve o boş kaldırımlar…
Her düşüş ayağa kalkıp devam etmek için yeni bir sebebti hayatımızda.
Her defasında kaybeden biz mi olmalıydık? Hep biz mi kanatları kırık dolaşmalıydık?
Çaresizdik çünkü YANLIZDIK…
Yeni doğmuş bebek misali.
Çaresizdik…
Önümüze çıkacak engelleri göremedik.
Yenildik, düştük,kimi zaman sendeledik ama hiçbir zaman pes etmedik.
Bazen sevildik, bazense sevildik.
Hayallere kapıldık kimi zaman…
Bazense bir rüzgar misali sağa sola savrulduk…
Ama hiçbir zaman pes etmedik…
Bazen içimizdeki masum çocuğun sesine kulak verdik.
Bazense içimizde kanat çırpan minik kelebekler kadar özgürdük…
Bir zamanlar biz vardık…
Sen, ben, kırık bir gitar ve o boş kaldırımlar…
Her düşüş ayağa kalkıp devam etmek için yeni bir sebebti hayatımızda.
Her defasında kaybeden biz mi olmalıydık? Hep biz mi kanatları kırık dolaşmalıydık?
Çaresizdik çünkü YANLIZDIK…
Etiketler:
caresizlik şiirleri,
cekici şiirler,
en güzel şiirler,
şiir,
şiirler
13 Şubat 2009 Cuma
kadınım
kaldırmayın beni bu yolda
aglatın hepiniz beni
dar gelir o yollar bana
ışıgımı kimse söndÜremez
meyvemi kimse koparamaz
beni bn eden kadınım
beni bana bırakan kadınım
benligimi benden alan kadınım
o yola sizler attınız kadınımı
hesap sorarım size ne oldu
benim kadınıma ne oldu
aglatın hepiniz beni
dar gelir o yollar bana
ışıgımı kimse söndÜremez
meyvemi kimse koparamaz
beni bn eden kadınım
beni bana bırakan kadınım
benligimi benden alan kadınım
o yola sizler attınız kadınımı
hesap sorarım size ne oldu
benim kadınıma ne oldu
12 Şubat 2009 Perşembe
NE OLUR
Kuru yaprak gibi düştüm dalımdan;
Bahar gelse n’olur yaz gelse n’olur…
Kapandı ömrümün sevda perdesi;
Şarkı gelse n’olur saz gelse n’olur…
Avuttum gönlümün sabır taşını;
Kahırla dökülen gözüm yaşını;
Dertliyim sayende dik tut başını;
Sitem gelse n’olur söz gelse n’olur…
Doğmayan bahtımın güneşi bende;
Kahır yüzüğünün bir eşi bende;
Yaşarken cehennem ateşi bende;
Alev gelse n’olur köz gelse n’olur…
Fallara müptela olduysam sensiz;
Durduk yerde ağlar yürek nedensiz;
Söyle yüzün güldü güldü mü bensiz;
Nazar gelse n’olur göz gelse n’olur…
Hicranın kahreden bakışı sende;
Yarım kalan aşkın yakışı sende;
İlmek ilmek sevda nakışı sende;
Hazan gelse n’olur güz gelse n’olur…
Bahar gelse n’olur yaz gelse n’olur…
Kapandı ömrümün sevda perdesi;
Şarkı gelse n’olur saz gelse n’olur…
Avuttum gönlümün sabır taşını;
Kahırla dökülen gözüm yaşını;
Dertliyim sayende dik tut başını;
Sitem gelse n’olur söz gelse n’olur…
Doğmayan bahtımın güneşi bende;
Kahır yüzüğünün bir eşi bende;
Yaşarken cehennem ateşi bende;
Alev gelse n’olur köz gelse n’olur…
Fallara müptela olduysam sensiz;
Durduk yerde ağlar yürek nedensiz;
Söyle yüzün güldü güldü mü bensiz;
Nazar gelse n’olur göz gelse n’olur…
Hicranın kahreden bakışı sende;
Yarım kalan aşkın yakışı sende;
İlmek ilmek sevda nakışı sende;
Hazan gelse n’olur güz gelse n’olur…
Etiketler:
en güzel şiirler,
ne olur şiir,
şiir,
şiirler
Her Şey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar inansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar inansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Etiketler:
en güzel şiirler,
gizli şiir,
harbi şiirler,
kandile özel,
kısa msjlar,
şiirler
sevdigim şiirlerden seçmeler
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın,
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak
Living is no laughing matter:
you must live with great seriousness
like a squirrel, for example-
I mean without looking for something beyond and above living,
I mean living must be your whole occupation.
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın,
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak
Living is no laughing matter:
you must live with great seriousness
like a squirrel, for example-
I mean without looking for something beyond and above living,
I mean living must be your whole occupation.
Etiketler:
anlamlı şiirler,
en güzel şiirler,
özlü şiirler,
seçmeli şiirler,
şiir,
şiir defteri,
şiir seçmeleri,
şiirler
şiirlerim
Şiir mi bu yazdıklarım?
Yoksa özümün, üzümü...
Şıra içmelerinde yüz ekşitmelerim mi?
Yoksa...
Yıllanıp yıllanıp kadehlerde sunduğum hayatım mı?
Hep istedim senden
Arsızca sevişmeleri.
Hep sevilmeyi isterim.
Ne çok içerlenmişim!
Kelimelerin arkasında soyunsa da duygularım.
Tüm gizem, imgelerimle.
Ve cümlelerin süzgecinden akan...
Bu gözyaşlarım.
Çağlarcasına!
Öyle ki, bilinmemesini istediğimi saklasam da,
Çocuksu düşlerim ele verir aynada.
Öyle bir gizem yaşıyor ki şiirim.
Acaba neyi saklamak isterim?
Şiirsel sözcüklerde saklambaş oyunu oynar hislerim.
Anlatmak isterim oysa,
Kelime oyunu gizler içimdekileri.
Dar boğazda yutkundukça, geri kaçar suçluluğum.
Özlemlerimi dile getiririm.
Ama...
Saklanmayan bir tek şey...
Sevgim!
O arsızca çıkar ortaya.
Demek ki, BEN SENİ
Arsızca sevmişim.
Yoksa özümün, üzümü...
Şıra içmelerinde yüz ekşitmelerim mi?
Yoksa...
Yıllanıp yıllanıp kadehlerde sunduğum hayatım mı?
Hep istedim senden
Arsızca sevişmeleri.
Hep sevilmeyi isterim.
Ne çok içerlenmişim!
Kelimelerin arkasında soyunsa da duygularım.
Tüm gizem, imgelerimle.
Ve cümlelerin süzgecinden akan...
Bu gözyaşlarım.
Çağlarcasına!
Öyle ki, bilinmemesini istediğimi saklasam da,
Çocuksu düşlerim ele verir aynada.
Öyle bir gizem yaşıyor ki şiirim.
Acaba neyi saklamak isterim?
Şiirsel sözcüklerde saklambaş oyunu oynar hislerim.
Anlatmak isterim oysa,
Kelime oyunu gizler içimdekileri.
Dar boğazda yutkundukça, geri kaçar suçluluğum.
Özlemlerimi dile getiririm.
Ama...
Saklanmayan bir tek şey...
Sevgim!
O arsızca çıkar ortaya.
Demek ki, BEN SENİ
Arsızca sevmişim.
Etiketler:
en güzel şiirler,
kelimeli şiir,
kız şiirleri,
şiir,
şiir kolik,
şiirlerim şiirler
11 Şubat 2009 Çarşamba
aykuta ait şiirler
Ah anam anam çileli anam
nedir senin çektigin anam
hem benden hem babamdan nedir çektigin anam
çile çeke çeke oldu be ogul
Sen gittin gideli gözlerimde yaşlar dinmez oldu ogul
bitir artık şu okulu yüregim dayanmıyor ogul
sensizlik evde olmuyor ogul ogul
ne beni dinleyen ne beni anlıyan var ogul
Sen oldugunda oturur dertleşirdik ogul
gel artıkta eski günümüzde dönelim ogul
şakalaşıp oynuyalım ogul ogul
yine dertleşelim seninle ogul
Gelem gelemde anam senin çilelerini alam
yeter artık döktügün göz yaşı anam anam
atladım otobüse geliyorum anam
bekle beni yarı yolda geldim anam anam
yazan:aykut yalçın
gurbetlik
nedir senin çektigin anam
hem benden hem babamdan nedir çektigin anam
çile çeke çeke oldu be ogul
Sen gittin gideli gözlerimde yaşlar dinmez oldu ogul
bitir artık şu okulu yüregim dayanmıyor ogul
sensizlik evde olmuyor ogul ogul
ne beni dinleyen ne beni anlıyan var ogul
Sen oldugunda oturur dertleşirdik ogul
gel artıkta eski günümüzde dönelim ogul
şakalaşıp oynuyalım ogul ogul
yine dertleşelim seninle ogul
Gelem gelemde anam senin çilelerini alam
yeter artık döktügün göz yaşı anam anam
atladım otobüse geliyorum anam
bekle beni yarı yolda geldim anam anam
yazan:aykut yalçın
gurbetlik
Etiketler:
ana şiirleri,
aşk şiirleri,
aykut şiirleri,
efsane şiirleri,
en güzel şiirler,
sevgi şiirleri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)