hasret şiirleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hasret şiirleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2009 Cumartesi

böyle bir sevmek

ne kadınlar sevdim zaten yoktular
yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
azıcık okşasam sanki çocuktular
bıraksam korkudan gözleri sislenir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir

hayır sanmayın ki beni unuttular
hala arasıra mektupları gelir
gerçek değildiler birer umuttular
eski bir şarkı belki bir şiir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir

yalnızlıklarımda elimden tuttular
uzak fısıltıları içimi ürpertir
sanki gökyüzünde bir buluttular
nereye kayboldular şimdi kimbilir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir.

sevgiden ötesi yalan

Ölüm değil beni korkutan! Boş bir yaşamın ardından varacağım “o” yer sıkıyor canımı. Nedir ki? Kırklı yıllar, ellili yıllar, billahi çok değil! Hele hele çizilen bu yolda bize hiç gelir. Ne beklersin yaşamdan “çorbacı?” Ne bekler yaşam senden? İkiniz de tüketirsiniz hoyratça zamanı. İşte geride kalanlar sıkar biraz canımı...

Yedi yaşında başlarsın okula, sayma ondan öncesini. Sonra, yıllar yılı gider gelirsin, kara tahtalı değirmene, berrak zamanını öğütmek için. Yirmi iki civarı alırken diplomanı, tüketivermişsindir üçte birlik zamanı...

”Diploma yetmez!” diyor topal “şarapçı”, “iyi bir işbul hele bakalım! Askerliğini de yap birde, sonra evlen bakalım...” İşte bir on yıl daha uçuveriyor ansızın. Yaş oluveriyor otuzbeş! Gerçekten yarısı mıdır yolun? Belki de yarısından da yakın. Geriye bakma sakın ey küheylan!

Kopuverir zincirleri yaşamın, bir iplik gibi ansızın; "Hele bir borçlarımızı ödeyelim, sonra daha iyi yaşarız. Şimdilik biraz sabır" diyor karım Nazife! Eee doğru da söylüyor hani... “Hele bir başımızı sokacak yuva olsun da gerisi kolay” diyor. Eee bu da doğru hani...

İşte böyle yitiyor hep on seneler, eriyen buzlar misali. Karım, çocuklarım, kooperatif başkanım, yardımcım, tek tük arkadaşlarım... Ve Tv' deki haber spikeri! Bu kadar çevremdekiler. Bunlara bakıyor yıllardır gözlerim. İşte bu yüzdendir ki, “miyopsun!” diyor doktorum. “Tak ......'ne iki numara. “

Ellinci yaşgünümü, kimse fark etmiyor bile. Ufaklığın diploma töreni var. Ne biçim alış veriş bu? Anlayamadım gitti! Yapmak istediğim bir çok şey, özlem kapısında yitti...

Hırs ile mutfağa, ne varsa atıştırmak için, sıcacık bir el tutuyor elimi “perhiz yapmalısın artık!” diyor karım Nazife. Eee foğru da söylüyor hani. Kalan on yılımın birkaç yılı hastalıkla geçiyor. Gerisi de torunların peşinde...

Eee "ulan hani yaşayacaktık!" diye bağrınıyorum. "sakin ol! tansiyonun düşecek" diyor karım Nazife. Eee doğru da söylüyor hani. Nedir yaşamın kısır döngüsü anlayamadım gitti. Elimdeki tek sermayem de bir gün gibi bitti. ”İyi yaşadık, hoş yaşadık” diyor karım Nazife. “Patronların da pek severlerdi çok da çalışırdın hani. Bak herşeyimiz var, büyüdü sayılır çocuklar da, daralacak ne derdin var? Haydi neşelen artık.” Eee doğru da söylüyor hani. Bir karı, birkaç çocuk, bir ev ve araba. İşte yaşamın bilançosu...

Hayır! Hayır! Korkuyorum ölümden! Boşa geçen bir yaşamın ardından nasıl gidilir ki “oraya”? Özgürce çizmeliydim yaşamımı zorda olsa, özgürce ulaşmalıydım sona, yalnızlıkla bile yaşansa… Kanaviçe gibi dokumalıydım, güzellikleri, gizemleri. Ter basıyor fırlıyorum yataktan. “Dönüp durma” diyor, karım Nazife, yarı uykulu. "sıkıca örtün de uyu" Eee doğru da söylüyor hani.

Tüketmek için bunca acele ettiğiniz takvim yapraklarına, onca hızla çevirdiğiniz akreplere yelkovanlara, içine gönüllü daldığıniz o insafsız rutin çarkına şöyle bir uzaktan baktığınızda ne hissediyorsunuz? "Ne kadarı benim hayatım," diye soruyor musunuz? Ne kadarını başkaları yaşamış benim yerime ya da ben başkalarının? "Aynadakinin ne kadarı benim, ne kadarı oynadıklarım?

Sevgiyi koydum kum saatinin dolu dizgin akıp giden kumlarının her bir zerresine. Çünkü bir tek sevgi var elimizde; bunca yıldan damıtılıp gelen... Yine bir tek o kalacak, yaşanacak yıllarından geriye... Bir tek sevgi olacak bunca telaştan artakalan... Ötesi yalan...

bir gün seni sevdigimi anlarsın

Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine
Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek neymiş birgün anlarsın

Birgün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
Zaman bir çiçek gibi büyür kabrimde kendiliğinden
Bir gün seni sevdiğimi anlarsın

12 Şubat 2009 Perşembe

ayşe

adini koyamadigim derdin var bende seni cok seviyorum
senden habersiz hayalimde her gece düslerimde
ölüyorsun agliyorum mustafam senden habersiz

her an bekliyorum ecel kabumu calar bi gün
ve o gün gelecek biliyorum hep basinda durup
seyir ediyorum seni en cokta kara gözlerini

her yere bakipta acap beni görüyormusun
senin icin yandigimi ne kdar da özel oldugunu
biliyormusun adini koyamadigim derdin
var bende mustafam

hani o saga kolunu her seferinde yukari
kaldiriyorsun ya biliyorum beni cariyon geliyorum
yanina söyle söyle mustafam ne diyon
söylemiyon ciyer parem söylemiyon
hep yüreyine gizliyon mustafam

hani o saga kolunu yukari kaldiriyon ya
bazan da yanina gelemiyorum ozaman
bana kirilma oglum darilma hakini
helal et mustafam seni öyle cok seviyorum ki

hani havayi icine kekersin nefes alirsin
hani damrlarimda dolasan kan varya
sen osun hani basin ariyinca
ilac alirsin ya sen gülünce benim ilacimsi

hani yamura hasiret kalan toprak varya
bende sana hasret kaldim mustafam
anne demene eskiden söyldigin sarkilara
hasret kaldim öyle özledim ki mustafam

ahh bi duysam sesin senin her cirpinisinda
gözlerine bakiyorum su izdirabimi al benden
dergibisin mustafam bende rabbimden diliyorum du
ALLAHIM sesimizi gör ALLAHIM mustafami diyorum
mustafam ALLAH sabur edenlerle beraber dur

11 Şubat 2009 Çarşamba

kıymettin

Dağlarda davar gütmeyen
Ne bilsin taş'ın kıymettin
Kürekle kar'ı atmayan
Ne bilsin kış'ın kıymettin

Ekine kalıç vurmuyan
Harmanda düven sürmüyen
Yavan ekmeği dürmüyen
Ne bilsin aş'ın kıymettin

Kasnakla bokluk dökmüyen
Kazmayla kefen sökmüyen
Oçakta kesmik yakmayan
Ne bilsin yaş'ın kıymettin

Sığır peşine düşmüyen
Sabana öküz koşmayan
Ağzına lokma düşmüyen
Ne bilsin diş'in kıymettin

He işlerde yorulmayan
Tâlib olup görülmeyen
Her yaraya sarılmayan
Ne bilsin baş'ın kıymettin

TÜRKOĞLU'nu anlamayan
Hastalarla inlemeyen
Büyük sözü dinlemeyen
Ne bilsin iş'in kıymettin

özlem şiirleri 1

ne zamana sığdırabildim seni
ne mekana
ne meylerde bulabildim
bir çare
rüyalarımada uğramaz oldun artık
hani uzun zamandır
nerdeyse yüzünü unutacağım
telefonun kapalı
sesini duymak ne mümkün
eeeee!!!!!!!
insafa gelip sende aramıyorsun
pekiii!!!!!!
karanlığın neresinde bulacağım seni?
sığmaz oldum ankara'ya
dar geliyor artık bana
ne yediğimde lezzet
ne ağzımda tat kaldı.
zaman acımasız!
zaman kahpe!
geçiyor geçmesinede
bir şeyler koparmanın peşinde
benden inan!
suskunluğumdan istifade ediyor
konuşmak bir şey değil
şen gülüşleri özlüyor
insan.

hasret şiirleri

Hasretin yaktı canımı bu gece,
nasıl özlediğimi anlatamaz hiç bir hece.
senin için ağlıyorum,konuşmadan öylece,
aradan yıllar geçti,yıllar geçti böylece.

ayrılık nasıl acı bilirmiisn söylesene,
kocaman sensiz geçen,sensiz on üç sene.
hasret mi ölelim, sensiz mi kalalım,haydi gelsene.
beni sensiz bırakmaya ne hakkın var.
biraz beni dinlesene.

Göz görmesse gönül katlanırmış derler,
bilmezler ki hasretin ok gibi yüreğimi deler.
kardeşler işte böyle içten severler.
unutma ki hasret ölenler gözü açık giderler.

Haydi gel,gel de ğül yüzünü göreyim.
kucaklayım seni,taa içime sokup seveyim.
ölmeden seni doya doya öpeyim.
yoksa!
Yoksa bende mi gözü açık gideyim.
haydi gel seni son kez göreyim.
son bi kez koklayıp,doya doya öpeyim...

9 Şubat 2009 Pazartesi

hasret

Parmak kaleme hasret
Kalem kağıda hasret
Kağıt kelama hasret
Kelam ilhama hasret

Aşık sazına hasret
Sazı sözüne hasret
Yarın umuda hasret
Umut düşüne hasret

Bahar bülbüle hasret
Bülbül gülüne hasret
Savaş barışa hasret
Barış huzura hasret

Elem gülene hasret
Gülen neşeye hasret
Sıla gelene hasret
Gelen yarene hasret

Mecnun Leyla'ya hasret
Leyla sevdaya hasret
Sevda murada hasret
Murat vuslata hasret

Şehit vatana hasret
Vatan millete hasret
Millet ATA'YA hasret
ATA uygara hasret