Korkunç
kış, solgun eteklerini toplayıp
kaçırıyor gözlerini çakmak gözlerimden
öp diyorum ona, öp beni kuruyan
ve durmadan kendini sıcağa çalan yerlerimden.
durup düşünüyor, yalancı bir kadın gibi
taze bir ayrılık anı gibi vuruyor saçlarına
göğüslerinden çıkarttığı tahta tarağı
'olmaz' diyor 'kan', başka zamana.
kuşlar duraksamış sanki gökte
çiçekler solgun ve yıkık, toprak kör alabildiğine
iç cebimde bir paket, yepyeni, pırıl pırıl
parmaklarımı sarıyor yine yalnız bir sigara.
yakıp söndürüp sonra basıyorum yarama
basıyorum kışın kucağına izmaritleri
çayları saymıyorum, kadınları saymıyorum
kasıkları, göğüsleri ve saçları...
üşüdüğüm zaman bir mevsim değişiyor
bir sürü kuş üşüyor yüzümde.
çekip atıyorum sonunda, fırlatıyorum
bütün cümlelerimi kışın en orospu yerine.
paramparça bulutluymuş yarın
söylencedir, haber bültenlerinde.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder